İçeriğe geç
Siyaset

Zafer ÇAM: AH KIRŞEHİR VAH KIRŞEHİR

Sandıkta iktidar olur, sandıkla cezalandırılan gönül şehri!

Zafer ÇAM: AH KIRŞEHİR VAH KIRŞEHİR
Fotoğraf: E4024 / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

KIRŞEHİR – Sandıkta iktidar olur, sandıkla cezalandırılan gönül şehri!

Dünya yeni bir düzene sürüklenirken, Avrupa savaşın yaralarını sararken, Sovyetler Birliği demir perdeyi indirirken Türkiye de içeride yeni bir siyasi dönemin eşiğine geldi. Tek parti döneminin sonrasında halk, sandıkta değişim istedi. 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti, CHP’nin uzun yıllar süren iktidarını sandıkta sona erdirdi.

Detaylar

Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes oldu. “Tek parti anlayışı bitsin, milletin iradesi yönetime hâkim olsun.” Ancak gelin görün ki iktidar değişti, zihniyet değişmedi.

CHP’nin tek parti döneminden kurtulmak isteyen Türkiye, bu kez Demokrat Parti iktidarında başka bir “tek adam” anlayışının gölgesine girmeye başladı. Çünkü mesele yalnızca sandıkta iktidar değiştirmek değildi. Asıl mesele, iktidarın sandıktan çıktıktan sonra sandığa saygı gösterip göstermediğiydi.

2 Mayıs 1954 seçimlerinde Demokrat Parti yeniden büyük bir zafer kazandı. Ama Türkiye’nin ortasında küçük bir şehir, iktidarın hesaplarına boyun eğmedi. Kırşehir halkı, Demokrat Parti’ye istediği desteği vermedi.

Bunun yerine Osman Bölükbaşı’yı ve onun kurduğu Millet Partisi'ni destekledi. Sandık, iktidarın istediği sonucu vermemişti. Ve iktidar, sandığın sonucunu kabullenmek yerine şehri cezalandırmayı seçti.

1954 yılında Kırşehir il statüsünden çıkarılarak Nevşehir’e bağlı bir ilçe haline getirildi. Bir şehir, yalnızca siyasi tercihleri dolayısıyla idari statüsüyle oynanarak cezalandırılıyor. Bunun adı, “Ben iktidarım, benim dediğim olur” anlayışıdır.

Kırşehir'in hikâyesi, aslında sadece bir kentin hikâyesi değildir. Bu, sandığın nasıl bir demokrasi aracından çıkarılıp bir itaat testine dönüştürülebileceğinin hikâyesidir. İktidarın hoşuna gitmeyen oy kullanılınca şehir cezalandırılıyor.

Milletin tercihi beğenilmeyince şehir küçültülüyor. Sandıktan çıkan iradeye saygı göstermek yerine, sandıktan çıkmayan iradeye göre şehir yönetiliyor. “Bana oy vermediniz, bedelini ödersiniz.”

Diğeri ise kibirle beslenen iktidar anlayışıdır. Kırşehir sıradan bir Anadolu şehri değildir. Ahi Evran’ın, Ahilik kültürünün, dayanışmanın ve Anadolu irfanının merkezlerinden biridir.

Ama siyasi iktidarın gazabına uğradığında, bir gecede il olmaktan çıkarılıp ilçe konumuna indirildi. Bir kentin kaderi, sandıkta kullandığı oy dolayısıyla değiştirildi. Bundan daha ağır bir siyasi mesaj olabilir mi?

“Bana oy vermezseniz başınıza ne geleceğini görün.” Demokrasinin düşmanı bazen tank değildir. Bazen bir kararname, bazen bir kanun, bazen de iktidarın elindeki devlet gücünün siyasi rakibine karşı kullanılmasıdır.

Devletin şehirleri de iktidarın mülkü değildir. Kırşehir halkı, iktidara oy vermedi diye cezalandırılacak bir topluluk değildir. İktidarın en büyük sınavı, kendisine oy verenlere nasıl davrandığı değildir.

Asıl sınavı, kendisine oy vermeyenlere nasıl davrandığıdır. Çünkü herkesin seni alkışladığı yerde demokrat olmak kolaydır. Asıl demokrasi, sana karşı çıkanın hakkını koruyabilmektir.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, küfür, suç unsuru ve kişilik haklarını ihlal eden yorumlar yayımlanmaz.